Olamamanın, alamamanın kızgınlığı kötüdür!
İnsanız! Ne denli yüceltsek de ruhumuzu, insanız!
Eksikli olmamız, tam düşünemememiz, gerçekleri göremememiz bundandır. Olmadık kişilerin olmadık işler yapması, bizleri şaşırtması bundandır.
Çilenin hasından yazgı işleyip, saygınlık beklentisine girip, bir ömrü heba edip adam yerine konulmamanın sonucudur bazı sapıtmalar. Anlaması zordur. Fark etmesi güç! Kendi kendimizi yiyip bitirip “Bu adam bu işi nasıl yapar?” sorusuna cevap bulamamanın nedeni bundandır.
Kahrolur tükendiğini, bittiğini, yittiğini fark eden kişi.
Yılların çilesinin cefasının karşılığının bilinmemesinden kendince azap duyar. Beklentileri bir türlü sonlanmamıştır. İçi acımakta ama bir karşılık bulamamaktadır. Sayılmadığını, aranıp sorulmadığını, hak ettiği koltuğun, makamın verilmediğini düşünmektedir.
İşte sapıtma bu noktada başlar.
Tükenmişlik noktasında.
















